29 Ocak 2011 Cumartesi

Bilinçsiz hasta, cerrahı geliştirir

Cerrahi; teorik kısmı kitaplardan öğrenilebilecek ama pratik kısmı görmeden, hatta (iddia ediyorum) uygulamadan asla öğrenilemeyecek bir bilim.

Yüz yıllarca belli dogmalarla, yaraları dağlayarak, kafataslarını delerek, deneme yanılma yöntemleriyle yürümüş. Orta çağda ortalama yaşam süresi; örneğin 20 yaşını devirmiş bir İngiliz aristokrat için 38'di (sallamıyorum). Şu an uğraştığımız hastalıkların çoğunun görülmediği, görülenlerin de "Allah verdi Allah aldı" diye rasyonalize edildiği o günlerde cerrahi günümüzdeki kadar önemli değildi haliyle. Ama ne zamanki X ışını bulundu, iletişim ve evrenselleşme ilk tohumlarını atıp enfeksiyon kavramı tanınıp antibiyotikler keşfedildi; o zaman yaşam süreleri uzadı ve küçük müdahalelerle hayatlar kurtarılmaya başlandı.

19. yüzyılın sonlarında başlayan dünya savaşlarıyla cerrahi gereksinimi artmış, düşük beklenti düzeyi sebebiyle savaş cerrahisi sayesinde eli bistüri tutan (neşter demiyoruz) doktorlar olağanüstü tecrübeler edinmişti. Her cerrahi kitabının tarihçe kısmını okursanız dünya savaşlarında ne kadar geliştiklerinden bahseden satırlar görmeniz kaçınılmazdır.


Günümüzde; cerrahi tecrübe için hala uygulama gerekliliği önemini korurken, hiç savaş olmaması sebebiyle (nasıl bi' sebepse bu) tecrübe kazanmak için çok nadir fırsat bulunuyor.

Bundan sonra söyleyeceklerim tartışmaya açık, fakat ülkemiz gibi gelişmekte(!) olan ve gelişmiş ülkelerin bir gerçeği...

Bir cerrahi asistanı, ne kadar izlerse izlesin, ne kadar hocası gözetiminde ameliyat yaparsa yapsın, asla tek başına kalıp da sorumluluğu tek başına almadıkça tecrübelenemez. Bir cerrahın başarısını muhakkak ki belirleyen en önemli gösterge komplikasyon oranıdır, ama bir o kadar da önemli olan komplikasyonla baş etme becerisidir. Bu becerinin gelişmesi aynı ameliyatı onlarca kez yapıp, defalarca komplikasyonlarıyla mücadele etmiş olmayı gerektirir. O zaman sorarım, tecrübesiz cerrah nasıl tecrübelenecek; cerrah ameliyat yapmazsa nasıl kendini geliştirecek; hangi hasta o cerraha ameliyat olacak???

Hangi hasta biliyo musunuz?

Bilinçsiz hasta!

Kim bu bilinçsiz hasta; pantolon alırken, denemeden, ilk gördüğü yerden alan, her ay primlerini ödemesine rağmen "bedavaya" aldığını sandığı sağlık hizmetini karın ağrısıyla eve yakın diye ilk gittiği sağlık kurumunda sorup soruşturmadan ameliyat olmayı kabul eden ve olacağı ameliyatın gerekli olup olmadığını bile sorgulamayan hasta... Bir hafta süren ameliyat öncesi hazırlıklarının ardından ameliyat sabahı "Ben şimdi hangi ciğerimden ameliyat olucam, karaciğer mi akciğer mi?" diyen hasta... 6 saatlik, organların kesilip biçilip birbirinin ucuna takıldığı, damarların yapay damarlarla değiştiği, omurganın söküldüğü ameliyat sonrası uyanır uyanmaz "Hocam kaç dikiş attınız?" diyen hasta...

Bu insanlardan ülkemizde o kadar çok var ki... Sorgulamayan, merak etmeyen, hatta kendini belki sizin kadar bile umursamayan bu hastaları ameliyat ederek cerrahlar kendilerini geliştirir. Bu yazılı veya sözlü bir kural değildir, ama tanıdığınız başarılı bir cerrah varsa, ona gerçekten böyle mi diye sorduğunuzda "Aa hakkaten lan" yanıtını almanız işten bile değildir.

1 yorum:

Defansif Matmazel dedi ki...

Tipla yakindan uzaktan alakasi olmayan biri icin bile gayet net yazmissin, cok tesekkurler. Bilincsiz hastalar, kimsesizler kanimca cerrahlara biraz daha yeni denemeler imkani ve basarili sonuclanan denemeler sonunda ozguven firsati veriyordur saniyorum.su da can sikan yeri zannediyorum; bilincsizken sonrasinda yarim yamalalak cahilce doktorlari hasta haklari altinda suclamalari.